ihh 728x90
20 Kasım 2018 Salı
Anasayfa > SÖYLEŞİLER > Zeynep Erkunt Armağan
Zeynep Erkunt Armağan

Zeynep Erkunt Armağan

06.10.2014 07:54 12 14 16 18 yazdır
Türkiye´nin ilk sanayicilerinden, Ankara Sanayi Odasının kurucusu Mümin Erkunt´un kızı Zeynep Erkunt Armağan. Çocukluğundan itibaren tüm boş zamanlarını fabrikalarındaki tezgahların arasında geçiren Armağan, babasından edindiği iş sevgisini hala sürdü
zeyneperkutarmagan1 Türkiye´nin ilk sanayicilerinden, Ankara Sanayi Odasının kurucusu Mümin Erkunt´un kızı Zeynep Erkunt Armağan. Çocukluğundan itibaren tüm boş zamanlarını fabrikalarındaki tezgahların arasında geçiren Armağan, babasından edindiği iş sevgisini hala sürdürüyor. Şu an 2003 yılında kurdukları Erkunt Traktör Sanayii A.Ş.´nin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Zeynep Erkunt Armağan, örnek bir eş ve anne. İşe olan tutkusu, ailesi ve çocuklarının önüne geçmesine engel olan Zeynep Erkunt Armağan, çocuklarının iyi bir şekilde yetişmesi için onları ihmal etmiyor. Aile yaşamından kariyer planlamasına kadar herşeyi konuştuğumuz Zeynep Erkunt Armağan´ın samimi ve sıcak cevaplarla dolu röportajı sizleri bekliyor. Hayat hikâyenizi kısaca bizimle paylaşır mısınız? Türkiye´nin ilk sanayicilerinden, Ankara Sanayi Odasının kurucusu Mümin Erkunt´un kızıyım. Ankara´da doğdum ve büyüdüm. Ankara Koleji´nde okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümünden mezun oldum. Üniversiteyi bitirir bitirmez çalışma hayatına başladım, hatta üniversitede okurken dahi yaz tatilimin bir kısmını şirketin çeşitli departmanlarında çalışarak geçirirdim. İlkokuldayken hafta sonları tezgâhların arasında dolaştığım günleri saymıyorum bile. Özetle, kendimi bildim bileli sanayinin içindeyim. 2003 yılında kurulan Erkunt Traktör fabrikasının kurucularından biriyim. Erkunt Traktör Sanayii A.Ş.´nin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Evliyim ve iki çocuk annesiyim. Kariyer planlamanızı nasıl oluşturdunuz? Kariyer planlamanızda örnek aldığınız biri oldu mu? Hayat hikâyemden de anlaşılacağı üzere kariyerim bana empoze edilmedi, ailemin "işte fabrika burada, sen de buraya gelmelisin" diye bir zorlaması ile karşılaşmadım hiç. Ben çocukluğumdan beri kendimi fabrika ortamında mutlu hissettim. Döküm fabrikamızda erimiş metalin kalıplara akışını büyülenerek seyreder, "ben de büyüyünce burada olacağım" derdim. Hatta çok küçükken büyüyünce kalıplama ya da maden eritme bölümünde çalışacağımı zannederdim. Sonra zamanla yönetimle ilgili işlerde çalışacağımı anlayıp, hayallerimi değiştirmek zorunda kalmıştım. Kariyer planlamasında değil, belki ama iş hayatı prensipleri ve hayata bakışta örnek aldığım kişi daima babam olmuştur. Cetvel gibi düzgün, dürüst, işine aşkla bağlı, kalkınmanın önce eğitim, sonra da sanayiye yapılacak yatırımla olacağına inanmış, insana değer veren, Türkiye sevdalısı bir insandır babam. Yaş ilerledikçe görüyorum ki, ben de babamın ayak izinden gidiyorum ve bununla da gurur duyuyorum.Toplumumuzda kalıplaşmış bir anlayış var; "her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" diye. Peki sizce her başarılı kadının arkasında da bir erkek var mıdır? Bunun sizin hayatınıza yansıması nasıl oldu? Aslında bu belki doğru ama eksik bir deyiş. Her başarının arkasında diğer cinsiyetten birisi olmak zorunda değil. Yalnız ve başarılı olmuş insanlara ne diyeceğiz o zaman? Ancak ben bu konuya hep şöyle bakmışımdır: Başarı, kafası dinç, kalıpların dışına çıkabilen, çalışma süreleri kısıtlanmayan, yaratıcılığı kısıtlanmayan, kendisini manevi olarak kuvvetli hisseden, cesur, çalışkan insanlara aittir. Ben bu konuların hepsinde her zaman en büyük desteği ailemden gördüm. Önce annem-babam, evlendikten sonra kocam, sonra çocuklarım... Ne çalışma saatlerim ve tempom problem oldu, ne giriştiğim işler, ne iş yapış tarzım, ne işimle ilgili hayallerim... Yani ortada bir başarı varsa, arkamda illa bir erkek aramamak lazım. Bunda ailemdeki herkesin payı vardır. Ama kocamla iş hayatı konusunda çok paralel düşünmemiz, hedeflerimizin, hayallerimizin, çalışma şeklimizin birbirine çok benzemesi de iş hayatımı güzelleştiren önemli bir unsur elbette. Kadın olmak iş hayatında dezavantaj mıdır yoksa avantaj mıdır? İş hayatında kadın olmanın avantajları da var, dezavantajları da. Özellikle kariyer basamaklarının altlarında olan kadın, avantajdan çok dezavantajını yaşıyor cinsiyetinin ve ancak belli bir kariyer seviyesinin üzerine çıkınca, bunun getirdiği maddi ve sosyal rahatlıkla dezavantajları avantaja çevirebiliyor. Ne gibi dezavantajı var kadın olmanın? Her şeyden önce kadının sosyal statüsü gereği finansmana ulaşımı çok zor. Yani üzerinde finans kuruluşlarına karşı garanti olarak gösterebileceği gayrimenkul ya da menkulü olmayan kadın, istediği boyutta finansmana ulaşamıyor ve işini hızla büyütemiyor. Bu önemli bir dezavantaj. Bir diğeri de toplumdaki "kadın başına iş kurmak da neyin nesi?" sorgusu. Kadını bir yandan işini büyütmek için savaşırken, bir yandan da aile büyüklerine, toplumun belli kesimine karşı savaşmak zorunda bırakıyor. Bu da göz ardı edilemeyecek bir dezavantaj. Ve son olarak da bizim toplumumuzda çocuk ve yaşlı bakımı kadının görevi sayıldığı için maalesef kadını iş hayatından geri çeken bir unsur. Özellikle kendi işini kurup yönetmeye, işini büyütmek için başında olmaya zorunlu olan, ya da profesyonel hayatına yeni başlamış kadın, konu çocuk bakımı ve özellikle de yaşlı bakımı olunca çok zorlanıyor. Sanki toplumsal ya da ailevi görevini yerine getirememiş gibi kendini eksikli ve suçlu hissediyor. Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye iş hayatında kadını giderek artan, hatta kadın CEO´su dünya ülkeleri ortalamasının üzerinde bir ülke. STK başkanları neredeyse hep kadın. Çok başarılı kadın yazarlarımız, sanatçılarımız var dünya çapında isim yapmış. Yurt dışındaki dev şirketlerde çok önemli pozisyonlarda hatta CEO olarak görev yapan müthiş Türk kadınları var. Dolayısı ile belli bir aşamayı atladıktan sonra kadınlar bu sorunları geride bırakıp hızla ilerleyebiliyorlar. Bu arada, yapısal olarak kadınların iş hayatında onları erkeklere göre öne geçiren çok önemli özellikleri var. Önsezilerimizin kuvvetli oluşu, sabırlı oluşumuz, insanları eğitme ve anlama çabamız, detaylara verdiğimiz önem ve hayal kırıklıklarında bile yılmadan yeniden deneme ve başarma dürtüsü tabiatın kadınlara verdiği en büyük avantajlar. Ve bu özelliklerini iş hayatına yansıtabilen, erkek gibi olmaya çabalamayan kadınlar zamanla iş hayatında rahatlıkla erkeklerin önüne geçiyorlar. İş hayatında kadın olmanın zorluğunu yaşadınız mı? Benim de iş hayatımda sıkıntılı hatırladığım bir dönem var elbette. Çok şükür mecbur olmamama rağmen, pozisyonumun getirdiği sorumluluk nedeni ile 2 çocuğumda da doğumlarından 3 ay sonra işe başlamak benim için psikolojik olarak çok zordu. Bir yanım "kalk işe git, bu senin kariyerin ve işine karşı sorumluluğun" derken, diğer yanım "niye doğurdun bu çocukları 3 aydan fazla yanlarında olmayacaksan?" dedi durdu uzunca bir dönem. İşte o günler en zorlandığım günlerdi. Bu iç hesaplaşmadan kurtulmak için her çalışan annenin yaptığı gibi, kendime ayıracağım zaman dahil her müsait anımı çocuklarımla beraber geçirmeye ayırdım. Beraber geçirdiğimiz az ama kıymetli zamanı kaliteli yapabilmek için çok çaba sarf ettim. Bunun dışında bir zorluk yaşamadığım gibi, biraz önce söylediğim olumlu yapısal özelliklerimizden dolayı iş hayatında kadın olmanın pek çok avantajını yaşadım. Bunların ötesinde yaptığım işi çok seviyorum, şartlar ne olursa olsun her sabah işe gülerek ve işe başladığım ilk günkü heyecanımı koruyarak geliyorum. Bayilerimiz, servislerimiz, çiftçilerimiz, hepsi beni ablaları olarak kabul ettiler. Kadın bu işi yapar mı diyerek resimden çıkarmak istemediler. Bir kadın olarak, bırakın zor bulmayı, traktör sektörünün içinde olmaktan büyük keyif alıyorum. Bu konuda dünyadaki tek kadın olmam da bana ayrı bir onur veriyor tabii ki. Başarılı bir iş kadını olarak bu başarınızı aile hayatınıza da taşıyabiliyor musunuz? Kocam da çok başarılı bir iş insanı. Fikri alışverişlerimiz çok keyifli oluyor. Birbirimizin başarılarını paylaşmaktan keyif alıyoruz. Öte yandan yetişmekte olan 2 çocuğum var. İş hayatındaki azmimle ve başarımla onlara olumlu bir örnek olduğumu düşünüyorum. Şimdi görüyorum ki, çalışan, bir eser yaratan, onlara örnek olabilen bir annenin çocukları olmak onları da kendilerine güvenli, çalışmanın ve iz bırakmanın ne demek olduğunu bilen insanlar olarak çıkardı ortaya. Onların da çok güzel planları, hayalleri ve hedefleri var kariyerleri ile ilgili. Dünyada olup bitenlerle ilgili, sosyal sorumluluklarına vakıf çocuklar ikisi de. Özetle iyi bir şeyler yansıtabildiğimi düşünüyorum kendilerine. Bir kadın olarak kariyer mi, aile hayatı mı önde olmalı? Birçok kadının karşılaştığı bu ikilemi siz de yaşadınız mı? Biraz önce bahsettiğim gibi çocuklarım doğduğunda ben de bu ikilemi yaşadım elbette. Ama zamanla bu dengeyi kuruyor ve bu ikilemden çıkıyor insan. Ben bugün kariyerimi ve ailemi birbirinden ayıramıyorum. Bir erkek başarılı bir iş adamı olmak için çalışırken, sanırım iyi bir baba olma çabasından da vazgeçmiyordur. Kadın için de aynı şey söz konusu. Kariyer yapıyorsunuz, çalışma hayatının içindesiniz diye aile hayatınızı arka plana atmak manalı gelmiyor bana. Sınırlı saatte de olsa, evde geçirdiğiniz süreyi aile bireyleri ile dolu dolu paylaşmak, birlikte geçirilen zamanın kalitesine dikkat etmek burada anahtar nokta. Saatlerce televizyonun karşısında oturmaktansa, ailece yapılacak sohbetler, herkesin gününün nasıl geçtiği hakkında sohbetler yapmak, özellikle birlikte oturulan yemek saatlerine dikkat ederek mutlaka ailenin bir araya gelmesini sağlamak, birlikte yapılacak her türlü aktivite, birlikte çıkılan seyahatler işin tılsımı. Ben bütün gün evde olup çocukları ile yarım saat baş başa zaman geçirmeyen, çocuklarının, kocasının sıkıntısından bihaber ev kadınları tanıyorum. Kariyerinden fedakarlık etmek istemeyen kadın bu dengeyi çok güzel kuruyor. Ben de kendimi sadece anne ya da sadece çalışan bir kadın olarak ayrı ayrı düşünemiyorum. Ben her iki kimliğimin bir arada olması ile mutluyum. Ailem de böyle mutlu. İş hayatına atılacak kadınlar sizce kariyer planlamalarında nelere dikkat etmeliler? Öncelikle sevecekleri bir işe başvurmalı, bunun için de ilgi alanlarını iyi tahlil etmeliler. Rastgele yapılan seçimler sadece insanların özgeçmişlerinde "önceki iş" enflasyonu doğurur. Çok çeşitli iş tecrübesinden çok, sadakat ve bir şirketi tanıyıp aldıklarını verecek kadar uzun çalışmış insanlar kariyer basamaklarını tırmanmakta her zaman daha şanslıdırlar.Çok çalışan insan her zaman dikkat çeker, kendini vererek ve yaptığı işi sahiplenerek çalışan insanlar mutlaka başarılı olacaklardır. Velev ki kısa dönemli sıkıntılar ve başarısızlıklar oldu, bu durumda durup sakince durumu değerlendirmek, yapılan hatalardan ders çıkararak yeniden adım atmak gerekir.Yapılan işin büyüğü küçüğü yoktur, verilen her iş önemlidir, buradan işe yarayacak bir şeyler öğrenmek esastır. Bunların dışında; okuldan zamanında mezun olmak, erken yaşta evlenmemek, erken yaşta anne olmamak, işiyle ilgili gerçekçi hayaller kurmak ve genel kültürünü geliştirmek kariyer planlamasında önemli adım taşlarıdır.9-Hemcinslerinize Dünya Kadınlar Günü için mesajınız ne olur?Kadın anadır, kadın hayat arkadaşıdır, kadın sıcaklıktır, berekettir, sevgidir, ağlayacak omuzdur, tarladaki çiftçi, evdeki yemek kokusu, üstteki temiz kıyafettir, ailenin çimentosu, toplumun aynasıdır.. Her gün basında töre cinayetlerine kurban verdiğimiz gencecik kızlarımızın, kadınlarımızın hikayelerini okurken "Dünya Kadınlar Günü" deyince duraksıyorum. Dünya kadınlar gününü kutlamasak da olur diyorum bazen, yeter ki kadınlarımız ölmesin. Bunun için yine en büyük görevin kadınlara düştüğünü söylemek istiyorum. Öncelikle annelerin kızlarına sahip çıkmalarını istiyorum, kızlarını mutlaka okutmalarını, meslek sahibi olmaları için onları teşvik etmelerini, toplumun önemli bir bireyi olduklarını fark etmelerini ve ettirmelerini istiyorum. Sonra annelerin oğullarına sahip çıkmalarını istiyorum. Oğullarını mutlaka okutmalarını, cehaletin yüz karası, vahşetin aslında kuvvet değil zafiyet olduğunu öğretmelerini istiyorum, onları oyuncak silahlarla büyütmemelerini, oğullarını kızlarından ayrı tutmamalarını istiyorum. Ancak o zaman bu acılardan kurtulur kadınlarımıza "kadınlar gününü" hediye edebiliriz.
ihh 468x60
Kategorinin Diğer Haberleri